Kontrol Etme Arzusu: Mutluluğun Önünde Bir Engel mi?
Hepimiz hayatımızın iplerini elimizde tutmak isteriz. Ne olacağını önceden bilmek, kararlarımızın sonucunu tahmin edebilmek ve işler planladığımız gibi gitmediğinde durumu kontrol altına almak… Bunlar kulağa güven verici gelse de, çoğu zaman mutluluğumuzu azaltan bir illüzyonun parçasıdır.
Psikolojinin dört temel amacı vardır: tanımlamak, açıklamak, öngörmek ve kontrol etmek.
Bu “kontrol” hedefi, insanın kendini düzenleme gücünü ifade ederken, çoğu zaman farkında olmadan diğer insanları ya da olayları kontrol etme isteğine dönüşür. Hepimiz karar vermeden önce “en doğru seçimi” yapmak isteriz. Çünkü içten içe, doğru kararı verirsek kötü bir şey yaşamayacağımıza inanırız.
Ama hayat böyle işlemez.
Kontrol Etmek mi, Baş Etmek mi?
Psikolojide öz-yeterlik (self-efficacy), kişinin karşılaştığı bir zorlukla baş edebileceğine dair inancını anlatır.
Kendine güvenmek, yani “ben bunun üstesinden gelirim” diyebilmek, psikolojik ve fiziksel sağlıkla yakından ilişkilidir. Ancak bir durumu kontrol etmekle onunla baş etmek birbirinden çok farklı şeylerdir.
Bir sınavda başarılı olmak için çalışmak elimizdedir; ama sınav gününde elektrik kesilmesi ya da beklenmedik bir soru gelmesi bizim kontrolümüzde değildir. Yani kontrol edemediğimiz bir dünyada, yalnızca tepki biçimimizi seçebiliriz.
İnsancıl Psikoloji Ne Diyor?
Abraham Maslow ve diğer insancıl kuramcılar, psikolojinin amacının insanı kontrol etmek değil, onun kendini gerçekleştirmesine yardımcı olmak olduğunu söyler.
Benzer şekilde varoluşçu psikoloji de kontrol fikrini reddeder. Bu yaklaşım, insanın hayatın belirsizlikleriyle yüzleşmesini ve seçimlerinin sorumluluğunu almasını savunur.
Varoluşçu düşünürlere göre birçok psikolojik sıkıntının kökeninde “kontrol kaybı” değil, varoluşsal korkular yatar: ölüm korkusu, özgür olmanın yükü, anlam arayışı…
Kısacası, hayatın kontrol edilemez olduğunu kabul etmek, insanın özgürlüğünü fark etmesidir.
“Her Şey Kontrol Altında” mı, “Hiçbir Şey Kontrol Altında Değil” mi?
John Lennon, “Hayat, sen başka planlar yaparken başına gelen şeydir,” der.
Gerçekten de en iyi planlarımız bile bir anda altüst olabilir. Bu farkındalık birçok kişide kaygı yaratır, çünkü biz “kontrol ettiğimizde güvende olacağımıza” inanırız.
Oysa belki de huzurun yolu, her şeyin kontrolümüzde olmadığını kabul etmekten geçiyor.
Sosyal medyada sıkça paylaşılan bir söz bunu özetler:
“Rahatla… Hiçbir şey kontrol altında değil.”
Doğunun Bilgeliği: Bırakmak ve Akışta Olmak
Doğu felsefelerinde kontrolü bırakmak, bilgelik işaretidir.
Taoizm’deki Wu-Wei kavramı, “eylemsizlik içindeki eylem” anlamına gelir. Yani olayları zorlamadan, direnmeden, hayatın akışına uyum sağlayarak hareket etmek…
Bu yaklaşımda hedef, hayatı şekillendirmek değil, hayatla uyum içinde kalmaktır.
Kabul, direncin yerini aldığında, insan daha huzurlu ve esnek hale gelir. Çünkü aslında hiçbir zaman her şeyi kontrol edemez, ama her durumda nasıl bir tutum sergileyeceğine karar verebilir.
Gerçek Kontrol: Kendini Yönetebilmek
Hayatta kontrol edebileceğimiz tek şey, kendimiziz.
Düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız ve onlara verdiğimiz anlam…
Mutluluk, olayları kontrol etmekte değil; kontrol etme ihtiyacını bırakabilmekte saklıdır.
Bazen en büyük güç, hiçbir şeyi zorlamamayı seçebilmektir.
Destek almaya başlamak için bize ulaşabilirsin.
"İyi hissetmek parmaklarının ucunda."
Wellmind Online Destek Platformu
Kaynakça
-
Coon, D. & Mitterer, J. (2013). Introduction to Psychology: Gateways to Mind and Behavior. Belmont, CA: Wadsworth.
-
Lennon, J. (1980). Beautiful Boy (Darling Boy) [Song]. Double Fantasy Album.
-
Sutherland, R. (2011). Perspective Is Everything. TEDx Talk.
-
Berry, W. (2014). Control Is the Psychological Goal. Psychology Today.
-
Maslow, A. H. (1968). Toward a Psychology of Being. New York: Van Nostrand.
-
Frankl, V. E. (1946). Man’s Search for Meaning. Boston: Beacon Press.
-
Lao Tzu. (6th century BCE). Tao Te Ching. (Çev. S. Mitchell). Harper Perennial Modern Classics.









